Ali Babacan
Yükselen Bakanın Hikayesi
Küçük yaşlarda Ankara’nın Çıkrıkçılar Yokuşu’ndaki aile işletmesinde ticari yaşamla tanışan Babacan’ın öğrencilik geçmişi başarılarla dolu. Siyasetin dolambaçlı kulvarlarında dolaşmadan zirveye tırmanan Babacan’ın yaşam öyküsünün renkleri ise sıradanlığın sıradışılığında gizli…
Faturalarda dönüşüm sağlayan adımı atabilmesinin nedeni belki de fatura kesmeye başladığında henüz ilkokul birinci sınıf öğrencisi olmasıydı. Özene bezene fatura doldurmanın zorluğunu kimse ondan iyi bilemezdi. Küçük yaştan itibaren belleğine iyice kazınmıştı faturalar.
Nitekim üniversite yıllarında bilgisayarla tanıştığında aklına ilk gelen de fatura oldu. Faturaları bilgisayardan çıkarabilirdi! Hemen uygulamaya koymak istedi bu parlak fikri. IBM firmasıyla görüşüp teknik hazırlıklarını tamamladı. Ancak vergi dairesi yetkilileri karşısına dikildi: ‘Hayır faturalar matbaada basılmak zorunda.’ Genç Ali Babacan yılmadı, Maliye Bakanlığı’na gidip gelerek ikna etmeyi başardı bürokratları. Sonuç sevindiriciydi; aile şirketi, bilgisayardan fatura çıkarmaya başlayan ilk şirket olmuştu.
Oysa dedesinin adını taşıyan Ali Babacan tekstil, Ankara’nın en eski alışveriş bölgesi olan Çıkrıkçılar Yokuşu’nu mesken tutmuştu. En yeni teknoloji, torun Ali Babacan sayesinde en eski bölgeden girmişti ticari yaşama.
İşletme de eskiydi. Dede Ali Babacan, oğlunu okutmak üzere Şereflikoçhisar’dan Ankara’ya taşındığı 1928 yılında kurmuştu. Düşlediği gibi olmamış, oğlu Hilmi de okul yıllarından sonra ticareti seçmişti.
1967 yılında aileye bir erkek torun katıldığında baba oğul birlikte çalışıyorlardı Çıkrıkçılar Yokuşu’nda. Neredeyse o da gözlerini ticari yaşamın içinde açtı. Yürümeye başladığı günlerden itibaren sık sık işletmeye götürülmeye, evden çok orada zaman geçirmeye başladı.
Kurtuluş İlkokulu’nda okurken artık işyerine gidişleri düzenli bir hal almıştı. Okuldan kalan saatlerini işyerinde çalışarak geçiriyordu küçük Ali. Her öğleden sonra işyerine koşuyordu. Dedesi, depodan işyerine mal taşıtıyor, her seferinde de 25 kuruş veriyordu. Halbuki hamallar, bu rakamın neredeyse 10 katını alıyorlardı. Nedenini sorduğunda dedesinden aldığı yanıt, adalet anlayışını yansıtıyordu: ‘Onlar senin 10 seferde taşıdığını bir seferde getiriyor.’
Kimsenin hakkını yememek önemliydi dedesi için. Alışveriş yapanlara para üstü verebilmek için her sabah işyerini açarken bozuk para bulmayı alışkanlık haline getirmişti. Tüm müşterilerinin parasını tek kuruşu bile kalmadan vermek en önemli yaşam kurallarından biriydi yaşlı adamın.
Küçük Ali de o işyerinde sadece ticareti öğrenmekle kalmadı; yaşam kuralları haline getireceği öğütlerle büyüdü. İlkokulu bitirip TED Ankara Koleji’ne başladığında yaşıtlarına göre kavgalara girmeyen ama kendine güvenen bir yapısı vardı. Sınıf arkadaşlarının aksine öğretmenleriyle tartışmaktan kaçınmıyordu. Dozunda, ölçülü tartışmalardı bunlar.
1989 yılında ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden, 4.00′lık ortalama ile üniversite birincisi olarak mezun oldu.
1990 yılında Fulbright bursunu kazanarak, Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. 1990 - 1992 yılları arasında ABD Northwestern Üniversitesi Kellogg School’da İşletme dalında yüksek lisans (MBA) yaptı. Yüksek lisans çalışmalarında, Pazarlama, Organizasyon ve Uluslararası İş İdaresi dallarında uzmanlaştı.
1992 - 1994 yılları arasında, Amerika’da finans sektörünün üst düzey yöneticilerine danışmanlık yapan özel bir şirkette danışman olarak çalıştı. 1994 - 2002 yılları arasında Ankara’da ticaretle uğraştı.
19 Kasım 2002’de 58′inci T.C. Hükümeti’nde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevine atanarak kabineye giren en genç üye oldu (Ali Babacan, 35 yaşındaydı.)ve 59. T.C. Hükümeti’nde de bu görevini sürdürmeye devam etti. 3 Haziran 2005 tarihinde, Avrupa Birliği ile müzakereleri yürütmek üzere Başmüzakereci olarak Ali Babacan görevlendirildi.
27 Nisan 2009 tarihinde, Ali Babacan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığına atanmıştır.



